yerel demokrasi - şeffaflık - katılım - sürekli hizmet - fırsat eşitliği - çeşitlilik - barış - kardeşlik - hoşgörü - sürdürülebilir gelişme - yerel miras ve zenginlikleri sahiplenme - toplumcu belediyecilik - yerel ölçekte üretim ve tüketimi düzenleme gücü - emeğe saygı - kadınlara, çocuklara, yaşlılara, engellilere, eşcinsellere, ezilmişlere, dışlanmışlara, farklı etnik gruplara... herkese söz hakkı!

2009 YEREL SEÇİMLERİNDE MAHALLEDEN MECLİSE...

Yerel seçimler yaklaşıyor. İhtiyar heyetlerinden muhtarlıklara, belediye başkanlıklarından belediye meclisi üyeliklerine kadar bir dizi yerel yönetim birimini seçeceğiz.

Yıllardır neo-liberal politikaların uygulama alanı haline gelen ve yurttaşlara hizmeti değil, kentsel dönüşümden özelleştirmelere, taşeronlaştırmadan ihale yolsuzluklarına kadar sermayeye alan açmayı görev edinen belediyeler; anti-demokratik, şeffaf olmayan, yerel gereksinim ve talepleri göz ardı eden bir işleyişe sahip.

Bizler demokratik, halka açık, şeffaf ve denetlenebilen; devlet dairesi gibi değil halkın doğrudan katılımına açık; kârı değil insanı ve canlı yaşamını önemseyen; ekolojik dengeyi koruyan; yoksullara, çocuklara ve kadınlara her an ulaşabilen ve düzenli hizmet vermeyi merkezine alan, yerel gereksinim ve talepleri ön planda tutan yerel yönetimlerden yanayız.

Muhtarlıklardan belediye başkanlıklarına kadar, alışılagelmiş partilerin emir komuta zincirine bağlı olarak çalışan ve bu partilerin savaşçı, ayrımcı, neo-liberal uygulamalarının birimleri haline gelen yerel yönetim seçimlerinde seçeneksiz değiliz.

22 Temmuz Genel Seçimlerinde; Ufuk Uras, Baskın Oran ve Bağımsız Kürt adayların seçim kampanyaları ve seçimlerde bağımsız adaylar Ufuk Uras ve 20 Kürt milletvekilinin zafer kazanmış olması, yerel seçimler için hangi adımı atmamız gerektiğini gösteriyor.

Özellikle "Meclise Ufuk Gerek!" kampanyasında görüldüğü gibi tüm demokratik muhalif güçleri birleştiren; IMF'ye, savaşa, küresel ısınmaya, her türden ayrımcılığa karşı kampanyaların aktivistlerini bir araya getiren; sendikaları, emek ve meslek örgütlerinin ve iki yüzlü burjuva siyasetinden sıtkı sıyrılan tüm emekçilerin desteğini arkasına alan bir seçim kampanyasının kazanma gücü olduğunu gördük.

Bizler, yerel seçimlerde de benzer bir adımın atılması durumunda, Türkiye çapında belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri, muhtarlıkların kazanılabileceğine ve bunun yerel yönetim anlayışına yeni bir soluk getireceğine inanıyoruz.

Türkiye çapında başlatılacak bir kampanya, tıpkı 22 Temmuz seçimlerinden önce olduğu gibi, topluma sunulan kırk katır mı, kırk satır mı ikilemi yerine doğrudan demokrasiyi, çeşitliliği, eşitliği, sivil ve özgürlükçü siyaseti, emeğin hakkını arayanların, yoksulların ve ezilenlerin birliğini savunarak önemli bir seçenek sunabilir.

Adaylarını ön seçimlerle, gençler ve kadınların öne çıktığı ve doğrudan demokrasiye uygun bir yöntemle belirleyecek bir kampanya, mücadeleci ve dirençli bir kampanya olacaktır.

Bizler, "Mahalleden Meclise!" diyerek çeşitliliğini zenginliği olarak gören birleşik bir mücadeleyle, bazı yerellerde, belediye başkanlıklarının dahi kazanabileceğini ve birçok belediyede, belediye meclis üyesi ve çok sayıda mahallede de muhtar adaylarımızın seçilebileceğini ve böylece yerel ölçekte de yeni bir "ufuk" açabileceğimizi düşünüyoruz.

Türkiye çapında alınacak yüz binlerce oy, böyle bir seçim kampanyası etrafında bir araya gelecek muhalefetin de gücünü gösterecek ve yoksulluğu, savaşı ve ırkçılık dahil her tür ayrımcılığı dayatanların karşısında gücümüzün küçümsenmemesi gerektiğini kanıtlayacaktır.

Seçeneksiz değiliz!

Yüz binlerce sesiz, yüz binlerle kazanacağız!

İçeriği paylaş